Destan olmuş bir günü kutlamak, o günleri anlamak ve yaşamakla anlamlı olur.
Anlamak ve yaşamak!
İnsanın, ömrünü anlamlı ve hayırlı yaşayabilmesi için, kendini tanımak, anlamak ne denli önemliyse, yaşadığı yerin/çevrenin bilgisine sahip olması da o denli önemlidir.
Zira, yaşadığı yer ve çevrenin, insanın anlayışı ve yaşam biçimine etkisi vardır.
Öyle ya, yaşadığı yerin dışına çıktığında, insanın muhatap olduğu soruların başında “nerelisin?” vardır. Yine insanın, kendini doğup, yaşadığı yerle tanıtması kimliğinin bir parçası olmasındandır.
Yani, doğup, yaşadığı yer, insanın kimliğidir; rengi, dili, dini, kültürüdür.
Bu açıdan, bir şehrin eğitim, sosyal, kültürel, iktisadi ve ticari gelişimi ile doğru orantılı olarak o şehirde yaşayanların da gelişmişliği mümkün olmaktadır.
Bununla birlikte şehrin insana kattıklarının yanında, insanın da şehre kattığı vardır.
O halde, nasıl bir kentte doğup, yaşamaktayız? Anlamaya çalışalım!
Kentler de insana benzer, doğar büyür, gelişir, kimi zaman en şaşalı dönemi yaşar, yaşatır, sonra bir durağanlık ya da düşüş sürecine girer, en gözde anları, anıları, savaşları, barışları ile anılır, ya da terk edilir
Tarihçilerin aktardıklarının yanında, yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde, son dönemlerde gün yüzüne çıkan kalıntılar da Şanlıurfa’nın, yeryüzündeki en eski yerleşim yerlerinin başında geldiğini göstermektedir.
Şanlıurfa, Nuh tufanından sonra yeryüzünde kurulmuş ilk yerleşim yeri, çok sayıda Peygamberin, medeniyetin üzerinde yaşadığı, çevresine ve dünyaya medeniyet yaymış “Medeniyetin beşiği” bir kent.
12.000 yıllık tarihi süreç içerisinde “Medeniyetin beşiği” olduğu zamanlarda ticaret, bilim, sanat, kültür, inanç, ahlak, geleneksel mimari doku ve şehircilik en üst düzeyde olmuştur.
Yakın tarihimizde ise, 1919 Martında emperyalist İngiliz ve Fransızların işgaline uğramıştır.
İşgal karşısında bigane kalmayarak, işgale, zulme, esarete karşı omuz omuza şanlı bir duruş gösteren ecdadımız, Kentimizi dillere destan bir mücadeleyle işgalden kurtarmıştır. Bu destan sayesindedir ki, Urfa’ya “Şanlı” unvanı verilmiştir.
Hasılı, Şanlıurfa öyle bir şehir ki, dünya üzerinde eşi, benzeri yoktur.
Her yönüyle kendine özgüdür.
Onun için derim ki, Şanlıurfa’nın ve Şanlıurfalı olmanın kıymetinin bilincinde olalım. Bizlere çok şey katan Kentimize en iyi şekilde hizmet ederek, değer katalım.
On bir Nisan Destanımız kutlu olsun!
Milli Mücadelenin şanlı kahramanlarını Rahmet ve şükranla yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Halit Açar
Gurur Günümüz
Gurur Günümüz
On bir Nisan
Unutulmaz bir destan
O gün
Göğüslerde sel olup taştı iman
Kutsal bilindi bayrak, vatan
Uğruna can verdi yiğitler
Düşünmeden bir an
Kahraman yazıldı tarihe
Şan oldu, şeref oldu
Şahit oldu cümle cihan
Destan olmuş bir günü kutlamak, o günleri anlamak ve yaşamakla anlamlı olur.
Anlamak ve yaşamak!
İnsanın, ömrünü anlamlı ve hayırlı yaşayabilmesi için, kendini tanımak, anlamak ne denli önemliyse, yaşadığı yerin/çevrenin bilgisine sahip olması da o denli önemlidir.
Zira, yaşadığı yer ve çevrenin, insanın anlayışı ve yaşam biçimine etkisi vardır.
Öyle ya, yaşadığı yerin dışına çıktığında, insanın muhatap olduğu soruların başında “nerelisin?” vardır. Yine insanın, kendini doğup, yaşadığı yerle tanıtması kimliğinin bir parçası olmasındandır.
Yani, doğup, yaşadığı yer, insanın kimliğidir; rengi, dili, dini, kültürüdür.
Bu açıdan, bir şehrin eğitim, sosyal, kültürel, iktisadi ve ticari gelişimi ile doğru orantılı olarak o şehirde yaşayanların da gelişmişliği mümkün olmaktadır.
Bununla birlikte şehrin insana kattıklarının yanında, insanın da şehre kattığı vardır.
O halde, nasıl bir kentte doğup, yaşamaktayız? Anlamaya çalışalım!
Kentler de insana benzer, doğar büyür, gelişir, kimi zaman en şaşalı dönemi yaşar, yaşatır, sonra bir durağanlık ya da düşüş sürecine girer, en gözde anları, anıları, savaşları, barışları ile anılır, ya da terk edilir
Tarihçilerin aktardıklarının yanında, yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde, son dönemlerde gün yüzüne çıkan kalıntılar da Şanlıurfa’nın, yeryüzündeki en eski yerleşim yerlerinin başında geldiğini göstermektedir.
Şanlıurfa, Nuh tufanından sonra yeryüzünde kurulmuş ilk yerleşim yeri, çok sayıda Peygamberin, medeniyetin üzerinde yaşadığı, çevresine ve dünyaya medeniyet yaymış “Medeniyetin beşiği” bir kent.
12.000 yıllık tarihi süreç içerisinde “Medeniyetin beşiği” olduğu zamanlarda ticaret, bilim, sanat, kültür, inanç, ahlak, geleneksel mimari doku ve şehircilik en üst düzeyde olmuştur.
Yakın tarihimizde ise, 1919 Martında emperyalist İngiliz ve Fransızların işgaline uğramıştır.
İşgal karşısında bigane kalmayarak, işgale, zulme, esarete karşı omuz omuza şanlı bir duruş gösteren ecdadımız, Kentimizi dillere destan bir mücadeleyle işgalden kurtarmıştır. Bu destan sayesindedir ki, Urfa’ya “Şanlı” unvanı verilmiştir.
Hasılı, Şanlıurfa öyle bir şehir ki, dünya üzerinde eşi, benzeri yoktur.
Her yönüyle kendine özgüdür.
Onun için derim ki, Şanlıurfa’nın ve Şanlıurfalı olmanın kıymetinin bilincinde olalım. Bizlere çok şey katan Kentimize en iyi şekilde hizmet ederek, değer katalım.
On bir Nisan Destanımız kutlu olsun!
Milli Mücadelenin şanlı kahramanlarını Rahmet ve şükranla yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.