Bir duruma kulaklarımızı tıkadığımız zaman zahiren duymuş olsak da hakikati duyamayız
Basiretimiz kör olduğu zaman ya her şeyi tozpembe görür ya da hiç göremeyiz.
Ama bilmeyi bilmemek mümkün değildir. Ne görünüşte ne de hakikatte bilmenin bilgisinden uzak kalmak, ancak bir akıl tutulması ya da akıl melaikelerinin yerinde olmamasıyla izah edilebilir.
Toplumsal olayları hesabımıza geldiği gibi duymak ya da duymamak, görmek ya da görmemek tamamen vicdani ve ahlaki bir meseledir.
Kaldı ki bu kadar yozlaşmış bir toplumdan olup bitenleri görmeyi ve duymayı beklemek de akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir şey değildir.
Çünkü herkes kendi paçasını kurtarmanın derdin de
Elbette bu bir tercih meselesi dert olan şey ise bunları yaparken başka insanların paçalarını aşağı alarak yapmaları…
Ülkemiz de ve dünya da bir kargaşa olduğu kesin bizim bunları gördüğüz, duyduğumuz ve bildiğimiz de kesin
Fakat şu da kesin ki sadece bildiğimizle kalıyoruz.
Gördüğümüz ve duyduğumuz şeyler yetilerimizin çok ötesine geçiyor sanki.
Ya da ahlaki yapılarımızın enkazının altında kalıyor.
Evet hadisi şerifte der ki: Bir yanlış görürsen elinle düzeltmeye çalış, buna gücün yetmezse, dilinle düzelt, ona da gücün yetmezse kalbinle buğz et” (Hadis-i Şerif)
Biz dünya üzerin de ve ülkemiz de bir yanlışın, bir savaşın, bir zulmün, bir adaletsizliğin bilgisine sahibiz ama maalesef ki bunları duymamazlıktan gelme ve görmemeyi işimize geldiği gibi yapma ahlaksızlığına da sahibiz.
Böylece gören, duyan ve bilen birer zavallı olmanın ötesine geçemiyoruz.
Hakikat nezdinden görmememiz ve duymamamız bizleri suçsuz yapmaz. Çünkü bilme ilmi bizim karşımıza çıkacak, vicdanlarımız her daim yaralayacak ve başlarımızı koyduğumuz yastıklara bizleri uykuyu haram edecektir.
Şayet vicdanen rahat yaşamak istiyorsak bilme ilmimizin zekatını anlatarak, sorgulayarak, görme yetimize ışık, duyma yetimize ses olarak vermemiz lazım.
Aksi taktirde zulmün ve rıza gösterdiğin her şeyin bir müsebbibi olmaktan kurtulamayız
Yazımın başlığının son cümlesi bilmiyorum değil biliyorum.
Umarım doğru okumuşsunuzdur.
Çünkü biz her şeyi böyle surette görüyoruz.
Zira surete aldanan hakikati hep ıskalar
Sevgilerimle…
Yorum Ekle
Yorumlar
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ferit Bugenç
DUYMADIM GÖRMEDİM BİLİYORUM
Bir duruma kulaklarımızı tıkadığımız zaman zahiren duymuş olsak da hakikati duyamayız
Basiretimiz kör olduğu zaman ya her şeyi tozpembe görür ya da hiç göremeyiz.
Ama bilmeyi bilmemek mümkün değildir. Ne görünüşte ne de hakikatte bilmenin bilgisinden uzak kalmak, ancak bir akıl tutulması ya da akıl melaikelerinin yerinde olmamasıyla izah edilebilir.
Toplumsal olayları hesabımıza geldiği gibi duymak ya da duymamak, görmek ya da görmemek tamamen vicdani ve ahlaki bir meseledir.
Kaldı ki bu kadar yozlaşmış bir toplumdan olup bitenleri görmeyi ve duymayı beklemek de akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir şey değildir.
Çünkü herkes kendi paçasını kurtarmanın derdin de
Elbette bu bir tercih meselesi dert olan şey ise bunları yaparken başka insanların paçalarını aşağı alarak yapmaları…
Ülkemiz de ve dünya da bir kargaşa olduğu kesin bizim bunları gördüğüz, duyduğumuz ve bildiğimiz de kesin
Fakat şu da kesin ki sadece bildiğimizle kalıyoruz.
Gördüğümüz ve duyduğumuz şeyler yetilerimizin çok ötesine geçiyor sanki.
Ya da ahlaki yapılarımızın enkazının altında kalıyor.
Evet hadisi şerifte der ki: Bir yanlış görürsen elinle düzeltmeye çalış, buna gücün yetmezse, dilinle düzelt, ona da gücün yetmezse kalbinle buğz et” (Hadis-i Şerif)
Biz dünya üzerin de ve ülkemiz de bir yanlışın, bir savaşın, bir zulmün, bir adaletsizliğin bilgisine sahibiz ama maalesef ki bunları duymamazlıktan gelme ve görmemeyi işimize geldiği gibi yapma ahlaksızlığına da sahibiz.
Böylece gören, duyan ve bilen birer zavallı olmanın ötesine geçemiyoruz.
Hakikat nezdinden görmememiz ve duymamamız bizleri suçsuz yapmaz. Çünkü bilme ilmi bizim karşımıza çıkacak, vicdanlarımız her daim yaralayacak ve başlarımızı koyduğumuz yastıklara bizleri uykuyu haram edecektir.
Şayet vicdanen rahat yaşamak istiyorsak bilme ilmimizin zekatını anlatarak, sorgulayarak, görme yetimize ışık, duyma yetimize ses olarak vermemiz lazım.
Aksi taktirde zulmün ve rıza gösterdiğin her şeyin bir müsebbibi olmaktan kurtulamayız
Yazımın başlığının son cümlesi bilmiyorum değil biliyorum.
Umarım doğru okumuşsunuzdur.
Çünkü biz her şeyi böyle surette görüyoruz.
Zira surete aldanan hakikati hep ıskalar
Sevgilerimle…